ANASAYFA KİTAPLAR RÖPORTAJLAR MAKALELER E-MAİL
 
 

YAZAR ADNAN OKTAR'IN HAYATI ve ESERLERİ

1956 yılında Ankara'da doğan Adnan Oktar, Harun Yahya müstear ismi ile kitaplarını yazmaktadır. Hayatını tamamen Yüce Allah'ın varlığını ve birliğini insanlara anlatmaya ve Kuran ahlakını yaymaya adamış olan bir kişidir. Üniversite yıllarından başlayarak, hayatının her döneminde, bu kutlu amaca hizmet vermiş ve hiçbir zaman zorluklar karşısında yılmamıştır. Bugün, hala büyük bir sabır ve kararlılık göstererek tüm baskılara karşın fikri mücadelesini devam ettirmektedir.

Aşağıda, Adnan Oktar'ın özet biyografisini okuyabilirsiniz:

Adnan Oktar 1956 yılında Ankara'da doğdu ve lise eğitiminin sonuna kadar orada yaşadı. İslam ahlakına olan bağlılığı lise yılları boyunca çok güçlendi. Bu dönemde büyük İslam alimlerinin hemen tüm eserlerini okuyarak, İslam hakkında derin bilgi edindi. Yine bu yıllarda, İslam ahlakını tüm insanlara anlatmaya ve onları doğruya ve güzele davet etmeye karar verdi.

1979 yılında, binlerce kişi arasından üçüncülükle girdiği Mimar Sinan Üniversitesi'nde eğitimine devam etmek üzere İstanbul'a taşındı. Sanatı, Allah'ın üstün yaratışının bir tecellisi olarak gören Oktar, resim yapma konusunda çocukluğundan beri yetenekliydi ve zaman zaman sürrealist tablolar yapardı. Arkadaşlarına hediye olarak verdiği çok sayıda tablosu bulunmaktadır. Ayrıca, Allah'ın sanatının birer tecellisi olarak gördüğü hayvanlara, bitkilere ve çiçeklere de özel ilgisi bulunan Adnan Oktar'ın, bahçe bakımı, iç mimari ve dekorasyon, ilgilendiği alanlar arasındadır.



Adnan Oktar

Mimar Sinan Üniversitesi'ndeki Yılları

Adnan Oktar Mimar Sinan Üniversitesi'ne girdiği dönemde üniversite, çeşitli illegal Marksist-komünist organizasyonların etkisi altındaydı. Hem akademisyenler hem fakülte görevlileri hem de öğrenciler arasında saldırgan ateist ve materyalist akımlar hakimdi. Hatta, öğretim üyelerinin bir kısmı, derslerinde konuyla bağlantısız olmasına rağmen hemen her fırsatta materyalist felsefe ve Darwinizm'in propagandasını yapıyorlardı.

Adnan Oktar, dini ve ahlaki değerlerin saygı görmediği ve neredeyse bütünüyle reddedildiği, materyalist görüşün kontrolündeki bu ortamda, çevresindeki insanlara Allah'ın varlığını ve birliğini anlatmaya başladı. Üniversitenin bitişiğindeki Molla Camii'nde açıkça namaz kılan tek kişiydi.

Annesi Mediha Oktar'ın da anlattığı gibi, bu dönemde Adnan Oktar gecede sadece birkaç saat uyuyor, zamanını okuyarak, notlar alarak ve dosyalar tutarak geçiriyordu. İçinde Marksizm, Leninizm, Maoizm, komünizm ve materyalist felsefe konulu temel kitapların da yer aldığı yüzlerce eser okumuş ve hem klasik hem de nadiren okunan kitaplar üzerinde detaylı çalışmalar yapmıştır. Ayrıca, bu ideolojilerin sözde bilimsel temelini oluşturan evrim teorisi üzerine geniş çaplı araştırmalar yapmış, bu bilim dışı teorinin açmazlarını gözler önüne seren bilgi ve belgeler toplamıştır. Allah'ın inkar edilmesine dayalı olan bu batıl felsefe ve ideolojilerde yer alan çıkmazlar, çelişkiler ve yalanlar konusunda çok detaylı bilgi derleyen Oktar, bu bilgi birikimiyle insanları gerçeğe ve doğruya davet etmiştir. Üniversitedeki öğrenciler ve öğretim üyeleri de dahil olmak üzere herkese Allah'ın varlığını, birliğini ve Kuran ahlakını anlatmıştır. Okul kafeteryasında, koridorlarda ya da ders aralarındaki sohbetlerde, materyalizmin ve Darwinizm'in aldatmacalarını, bu ideolojilerin kaynak kitaplarından direkt alıntılar yaparak açıklıyordu.

Adnan Oktar, özellikle materyalizm ve ateizmin dayanak noktası olan evrim teorisinin çökertilmesi konusuna özel önem vermiştir. Zira, Sayın Oktar Darwinizm'in ilk ortaya çıktığı tarihten itibaren, ateist ve materyalist akımlar tarafından sahiplenildiğini görmüştür. Günümüzde de halen aynı çevreler tarafından ideolojik kaygılarla savunulduğunun ve ayakta tutulmaya çalışıldığının farkında olan Adnan Oktar, Darwinizm'in çökertilmesinin, söz konusu akımlar için büyük bir yenilgi anlamına geleceğini düşünmektedir. devamı...

Sayın Adnan Oktar’a karşı yıllardır kesintisiz devam eden bir psikolojik savaş yürütülmektedir. Belirli bir çevre tarafından yürütülen bu savaş, Sayın Adnan Oktar’ın materyalizm ve Darwinizm’e karşı mücadelesini hazmedememekten, gerçek ve doğruları ortaya çıkarmasını kabullenememekten kaynaklanan aciz bir yöntemdir. Sahte fikirleri insanlara psikolojik yöntemlerle inandırmaya çalışmak, gerçekleri ise aynı şekilde insanlardan gizlemeye çalışmak, doğru, dürüst ve samimi bir yaklaşımın değil, sahte ve taraflı bir yaklaşımın göstergesidir. Nitekim, onlarca yıl boyunca Sayın Adnan Oktar’a ve BAV camiasına karşı yürütülen karalama kampanyaları da bu psikolojik savaşın en önemli örneklerindendir.

Bu psikolojik savaşı yürüten çevrelerin etkisi ve yönlendirilmesi ile Sayın Adnan Oktar’a karşı şimdiye kadar bir çok komplo kurulmuş, bir çok iftira atılmış ve pek çok karalama kampanyası başlatılmıştır. Bu çevreler Sayın Adnan Oktar hakkında verilen herhangi bir mahkeme kararını büyük puntolarla ve olumsuz ifadelerle manşetlere taşıtmış, ancak Sayın Adnan Oktar’ın, hakkındaki onca komploya rağmen bütün bu iddialardan mahkemeler yoluyla beraat alarak aklanması ile ilgili haberleri kamuoyundan gizlemişlerdir. İnsanlar, bu art niyetli yöntemin etkisi ile uzun bir zaman boyunca Sayın Oktar’a karşı yöneltilen suçlamalar nedeniyle açılan mahkemelerin sürmekte olduğunu zannetmişlerdir. Söz konusu suçlamaların birer iftira olduğu delillerle kanıtlandığı ve Sayın Adnan Oktar’ın tüm bunlardan aklanarak beraat ettiği gerçeği toplumdan uzun zaman gizlenmeye çalışılmıştır. Çünkü bu tür bir psikolojik savaşta kullanılan ana yöntemlerden biri, insanlara yalnızca söz konusu suçlamaların yer aldığı mahkeme haberlerinin bilgisinin verilmesi, bu suçlamaların geçersizliğine dair herhangi bir bilginin ise insanlara duyurulmamasıdır. devamı...

MASON ZULMÜ
1- İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Ebru Şimşek'in öne sürdüğü iddaların asılsız olduğuna kanaat getirmiş ve beraat kararı vermiştir.
2- İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Sayın Adnan Oktar'a çete iddiasından beraat kararı vermiştir.
3- (a)- Sayın Adnan Oktar'a yapılan Kokain Komplosunda Uygulanan Psikolojik Savaş Yöntemleri
  (b)- Sayın Adnan Oktar'a karşı düzenlenen kokain komplosunda ortada henüz hiçbir "kokain bulgusu" yok iken, Sabah Gazetesi manşetten verdiği haberle bir kokain senaryosu yayınlamıştır.
  (c)- Sayın Adnan Oktar kokain komplosunu, Kaçkar TV'ye verdiği röportajda nasıl anlatmıştır.
  (d)- Kokain komplosu boyunca basın yoluyla uygulanan psikolojik savaş yöntemleri
4- "Adnan Oktar Zorla Adliyeye Getirilecek" Propagandası
5- "Adnan Oktar Zorla Adliyeye Getirildi" Yalanı
6- Hürriyet Gazetesinin "Adnan Hoca Şimdi Yandı" haberi
7- Başarı, zafer ve galibiyet her zaman inananların olmuştur. Bundan sonra da (Allah'ın izniyle) bu şekilde olacaktır.
8- Evrensel Gazetesinin Sayın Adnan Oktar'a Temennisi: "Adnan Hoca Keşke Yansa"
9- Yargıtay ve Kamuoyunu Etkilemek için Meydana Getirilmiş Dram Sahnesi
10- Ebru Şimşek'in iddiaları hakkında 1996 yılında verilen ilk Takipsizlik kararı
11- Ebru Şimşek'in gizli kamera görüntülerini 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti resmi bilirkişi eşliğinde seyretmiş ve Şimşek'in iddalarının doğru olmadığına kanaat getirmiştir.
12- (a)- Asılsız İddia 1: Suç Aleti olarak sayılan gizli kameraların her evde ve işyerinde bulunabilecek güvenlik kameraları olması.
  (b)- Asılsız iddia 2: Suç aleti olarak tanımlanan cihazların, ışık ayar düğmesi, disket sürücü, uydu anteni parçaları gibi sıradan elektronik aletler olması.
  (c)- Asılsız İddia 3: Şantaj kaseti ve fotoğrafı olduğu iddia edilen şeylerin, her evde bulunan ticari film kasetleri, dergiler ve müzik cd'leri olması.
13- Asılsız iddialarda bulunan ailelere, BAV camiasından olan çocuklarının basında verdiği cevaplar.
14- Asılsız iddialarda bulunan ailelere, BAV camiasının ailelerinin verdiği cevaplar.
15- Sayın Adnan Oktar'a yönelik yapılan psikolojik savaşı konu eden basın organları
16- 1999 yılında Silivri'deki çiftliğin Sayın Adnan Oktar'a ait olduğu öne sürülmüş, fakat çiftliğin Sayın Oktar'a ait olmadığı kamuoyundan saklanmıştır.
17- Psikolojik Savaş Taktiği: TOPLUMDA İNFİAL YARATACAĞI DÜŞÜNÜLEN HER SUÇU İSNAT ETME.
18- (a)- Sayın Adnan Oktar'ın haksız yere tutuklanıp 9 ay cezaevine, sonra 10 ay Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'ne konulması
  (b)- Sayın Adnan Oktar akıl hastanesinde en azılı akıl hastalarıyla beraber tutulmuştur.
  (c)- Sayın Adnan Oktar'a Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından verilen "sağlam" raporu
19- BAV Davası dosyasındaki emniyet ifadeleri, ağır işkence altında, okutulmadan, zorla imzalatılmış sahte tutanaklardır.
20- 1999 yılında, dönemin İçişleri Bakanı, PKK ve ideolojisi için en büyük tehlike olan Sayın Adnan Oktar ve fikirleri için "PKK'dan daha tehlikeli" ifadesini kullanmıştır.
21- Sayın Adnan Oktar hakkında haksız yere getirilen yurtdışına çıkma yasağı.
22- Sayın Adnan Oktar'ın emniyetteki ifadelerinin geçersizliğini açıkladığı mektuplar basında yer almamıştır.
23- Adnan Oktar ve BAV mensupları, kenileri hakkında atılan iftiralardan doğan yasal haklarını kullandıklarında Ebru Şimşek'i ve onu destekleyen çevreleri yıldırmaya çalıştıklarına dair haksız yorumlar yapılmıştır.
24- (a)- BAV'a yönelik suçlamalara "küçük kız çocukları"yla ilgili hayali bir senaryoya daha yer verilmiştir.
  (b)- Pınar Tezcan'ın, gazete haberlerini yalanlayan İstanbul 1 No'lu DGM'ye yazdığı dilekçesi
  (c)- Nefise Karatay'ın BAV mensupları aleyhinde çıkan haberleri yalanlayan dilekçesi
  (d)- Seçkin Piriler'in İstanbul 1 No'lu DGM'ye gönderdiği Sayın Adnan Oktar'dan şikayetçi olmadığına dair dilekçesi
25- Yüzlerce kişiyi faili meçhul siyasi cinayetlerle öldürten komünist lider Lenin için psikolojik savaş çok önemliydi.
26- Sayın Adnan Oktar'ın karşılaştığı zorluklar ve hapis onun gittikçe daha olgunlaşmasını, daha çok sevilmesini ve saygı duyulmasını sağladı.
27- 1999 senesinde Sayın Adnan Oktar ve birkaç BAV üyesinin, emniyette baskı altında verdikleri ifadeleri videoya alınmıştır.
28- Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı mensupları yıllardan beri Komünist Derin Devlet'in hedefi olmuşlardır.
29- Haksız Kazanç iftirası devletin resmi raporları ile çürütülmüştür.
30- 1999 yılında gerçekleştirilen baskında, BAV camiası mensuplarının ailelerinden zor ve baskı ile Sayın Adnan Oktar'dan ve BAV'dan şikayetçi olduklarına dair kağıt imzalattırılması
31- Gazeteci İsmet Berkan'ın 1999'da gerçekleştirilen polis operasyonunun bir psikolojik savaş olduğuna dair açıklaması
32- Bediüzzaman Said Nursi de Psikolojik Savaş yöntemleriyle engellenmek istenmişti
33- Eserlerinde Kuran'ı ve Ehli sünneti rehber edinen Sayın Adnan Oktar'a "dini yanlış yorumlama" iftirası atılmıştır. "Dini Yanlış Yorumlama" iftirasına karşı en güzel cevabı dava dosyasına sunulan birçok kıymetli profesöre ait bilirkişi mütalaaları vermiştir.
34- Hz. Musa'ya karşı uygulanan psikolojik savaş yöntemleri
  Sayın Adnan Oktar'a karşı kullanılan psikolojik savaş yöntemleriyle ilgili film
35- BAV davasında davet ve ilanla şikayetçi aranmıştır
36- Fatih Altaylı'nın BAV aleyhinde kamuoyunu kışkırtma girişimleri
37- Hitler'in psikolojik savaş birimi elemanlarından Dr. J. Göbbels psikolojik savaş yöntemlerini kullanmıştır.
38- Hitler, Lenin ve Stalin psikolojik savaş konusuna çok önem vermişlerdir.
39- Bir zamanlar Dr. Sefa Saygılı da psikolojik savaş elemanlarının oyununa gelmişti.
40- Sayın Adnan Oktar Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'nden tahliye olurken de psikolojik savaş uygulanmıştı.
41- Hiç ilgisi olmayan konularda bile Sayın Adnan Oktar'a suç atfedilmeye çalışılmıştır.
42- Bakırköy Akıl Hastanesi'nin Sayın Adnan Oktar'ın kaldığı döneme ait tüm arşivleri yok edilmiştir.
43- BAV davasında hiçbir mağduriyeti olmadığını söyleyen kişiler defalarca "mağdur sıfatıyla" ifade vermeye çağrılmıştır.
44- BAV mensuplarının Mehmet Ağar ve Celal Adan'a şantaj yaptığı iddiası bu kişilerin Devlet Güvenlik Mahkemelerinde verdikleri ifadelerle yalanlanmıştır
45- Sayın Adnan Oktar ve BAV mensupları kendilerine karşı üretilen asılsız iddialardan takipsizlik, kovuşturmaya gerek olmadığı veya beraat kararları ile aklanmıştır.